Yaşamın İçinden: “Merhamet”

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. (Hz.Muhammed)

İnsan olmak ne anlama gelir? Fiziksel olarak kalbimizin var oluşu hepimizin insan olduğuna delalet midir? Duygusuz veya aşırı vurdumduymaz birine taş kalpli deriz. Eğer bu cümleyi rasyonel bir zihinle okursak kişinin kalbinin gerçek anlamda taş gibi mi olduğuna hükmedeceğiz. Doktorlar tıbben beyin ölümü gerçekleşti derler fakat hastaların kalplerinin çalıştığının farkındadırlar.

Öte yandan hasta olan kalplerimizin güncel hayatta birçok ahlaki, manevi, maddi kaygılardan dolayı daraldığını artık hepimiz kabul ediyoruz değil mi? 

Kalbin sadece bir et parçası olmadığını insan duygularının tamamını her ne kadar batı dünyası ve özelde tıp dünyası da biliyor ise de bunun “mutlaka” kanıtlanması gerek. Merhamet ’de bu duygulardan biri.

Merhamet insanın kulluk şuurunun farkında olmasıdır. Yaşadığımız çağın belki en büyük sorunu: İnsanın giderek vicdansızlaşması ve merhametsizleşmesi. Hangimiz önce “ben” demeden “biz” diyebiliyor. Hangimiz diğerimize acıma hissi duymadan şefkat ve muhabbetle üzüntü hisleri besleyip yardım ediyor. Birbirimize karşı merhamet etmede buluşamadığımız için ortak bir merhametsizlikten dolayı hepimiz suçluyuz. İnsanlığın merhametsizliği.

Oysa merhamet rahmetten gelir. Kuşatır. Din, dil, ırk, mezhep ayırmaz. Bütün varlığa hatta cansız dediğimiz dağa, taşa karşı bile merhamet etmekle mükellefiz. Nasıl ki yağmur yağdığı zaman “rahmet yağıyor” dersek, biliriz ki aslında üzerimize merhamet damlıyordur. Ama farkında olmayız, ee… Hayatkoşuşturması. 

İnsan başkasına merhamet ettiği kadar kendine de merhamet etmeyi öğrenmelidir. Ayna dediğimiz obje acaba bizlere merhamet etmeyi gösterebiliyor mu? Düşünmemiz lazım. İç dünyamızın aydınlatılması biraz da kendimize bağlı. Bedenlerimizin esir olmadığı ama ruhlarımızın esir olduğu bir çağda yaşıyoruz. Eğer bunu fark edebilirsek her birimiz birer ceset değil insan olmayı öğrenebilecek. 

Modern çağın gerektirdikleri diyorlar mesela. Teşhircilik, bencillik, nihilizm gibi mi? Tam burada sadece iyiye merhamet edilmez bilakis kötüye merhamet etmek gerekir diyor zihnim. Çünkü eğer düşene bir de biz vurursak günün birinde bizim düşmeyeceğimiz ne malum değil mi? Aşağılık olmanın kötü bir şey olarak algılandığı biliniyor. Oysa aşağı olmasaydı yukarıya kim çıkacaktı. Mesela filmlerde aşağılık karakterler “iyiyi” canlandıran karakterlerden merhamet dilenir. Fakat merhamet dilenmez, merhamet edilir. Kendisine merhamet dilendiren “iyi” karakterlerde en az aşağılık karakterler kadar sürünmektedir. Böylece iyi ve kötünün de göreceli kavramlar olduğunu görmüş olduk.

Acaba son otuz yılda sosyal medya vasıtasıyla bütün haberlerden malumatımız olurken duygularımızla oynanıp merhametsizliğimizi ortaya çıkaracak veya arttıracak kaç haber yapıldı? Türk-İslâm dünyasının yaşadığı zalimlikleri gösteren haberlerin izlenmesi bizde merhamet yerine merhametsizlik uyandırdı. Haberler kadar merhametsiz, taraflı hiçbir program yoktur sanıyorum. Örnek; “Kabil’de bomba yüklü araç patladı dört ölü yirmi üç yaralı”. Seyircinin tepkisi bugüne kadar en fazla belli kuruluşların bünyesinde miting yapmak oldu. Bir de Allah belanızı versin demek. Vermiş ki yapıyor. Acaba hangi millet başına gelmiş musibetleri reklam etmiştir bu kadar bir düşünmek gerek. 

Merhamet ve vicdanın kardeş olduğunu bilmezsek ne kendimize ne de başkasına merhamet etme ihtiyacı duyarız. Merhamet etmek duanın elifbasıdır. İnsan merhamet etmeden tabi ki yaşar ve yaşlanır ama bir hayvan gibi! Gökyüzünü görememeye başladığımız çağda yaşıyoruz. Yani rahman ile bağlantımız bu şekilde de kesiliyor. Rahman’ın rahmetine, rahmetin merhametine muhtacız unutmayalım. 

Rahmana değil bana muhtaçsın diyor ötekisi. Merhamet dilen diyor. %2,15 ile konut kredisi yazıyor koca koca harflerle. Kapitalizmin kâfirin ta kendisi olduğuna iman ediyoruz bir kez daha. Fakat kendimizi suçlamayı unutmuyoruz. İnsanlarıbankalardan merhamet dilenmeye iten ne? Demek ki merhamet etmeyi sadece manevi yardımlaşma biçimi olarak algıladık. Çünkü “ne senindir ne benim” demeyi öğrenememişiz.

Merhamete toplumsal açıdan baktığımız vakit ise merhametin insanlığın yarasının merhemi olduğunu biliriz. Nasıl ki güneş dünyamızı sıcak tutarsa, merhamette gönül bağlarımızı kuvvetlendirir ve birliğimizi arttırır. Eğitim sistemimizi belli kural ve disiplin uygulamaları yerine merhamet ve vicdan üzerine kurmuş olsaydık belki yeni bir toplum meydana getirilebilirdi.

Öte yandan yeni dünya düzenini getirecek olan Endüstri 4.0 ile üretim ve yaşam alanlarının tamamı akıllı donanımlara sahip olacak ve sistemler birbiri ile bütünleşmiş şekilde çalışacak. Yani akıllı fabrikalar ve tamamıyla robotlardan oluşan bir dünya düşünün ki, merhameti arayıp da bulasınız. Böyle bir sistemde insanlara azami yer verilecek işsizlik artacak ve böylelikle giderek bozulan toplumların sosyal düzeni ve aralarındaki mesafe vicdan ile merhametin tamamen ölmesine yol açacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: