Bir Cesaret Örneği

Dünyayı sadece çevresel olarak değil zihinsel olarakta bir çöplüğe çevirdik. Neden mi böyle söylüyorum? Çünkü sadece insan olabilmeyi; birbirimize karşı hoşgörülü olabilmeyi unuttuk. İnsanları ırklarına, milletlerine, renklerine, inançlarına göre yargılamaktan bir türlü vazgeçmedik. Birlik halinde nasıldaha mutlu yaşarızı düşünmek yerine çatışarak mutsuz olmayı seçtik. Bununla birlikte bir taraf diğeri tarafından hep kaybeden olmaya mahkûm edildi. Bugün anlatacağım karakter ise kaybeden olmaktan yorulmuş bir tarafın temsilcisi. O küçüçük yaşı ama büyük ruhu ile mücadele eden biri; Ruby Nell Bridges.

​Yazacaklarım Ortaçağ karanlığında ya da kanunların olmadığı bir yerde yaşanmadı. 1960 yılının Amerika Birleşik Devletleri’nde, New Orleans’ta yaşandı. Siyah beyazların aynı okulda okuması Amerikan bir federal yargıç tarafından kanunlaştırıldı. Ve beyazların okuluna gidecek siyahî çocuklarıbbelirlemek için bir sınav yapıldı. Bu sınavda altı çocuk başarılı oldu. Ben bugün sizlerle bu çocuklardan sadece birinin yaşadıklarını paylaşacağım, Ruby’nin…

Ruby, ailesi ile birlikte siyahîler mahallesinde kendi halindeyaşayan, kardeşlerine bakan bir kızdı. O kendi dünyasında yaşadığı ufak mutlulukları bırakıp kendisinden öncekiler gibi (Rosa Parks, Malcolm X, Nelson Mandela, Martin Luther King Jr ) bir halkın savunucusu olmayı seçti. Tek fark, daha altıyaşında bir kız çocuğuydu. Mücadelesi 14 Kasım 1960 tarihinde ilk okul günüyle başlayacaktı. İlk gün onu okula annesi ve onu korumak üzere  görevlendirilen dört polis memuru götürdü. İlk gün azgın kalabalık ve insanların nefret dolu bakışlarından sınıfa gidemedi. İkinci gün okula gittiğinde onu Bayan Barbara Henry karşıladı ve onu bir sınıfa götürdü. Ama sınıf bomboştu. Çünkü birkaç beyaz aile dışındaki diğer aileler çocuklarını okuldanalmışlardı. Ruby o seneyi tek başına öğretmeni Bayan Henry ile birlikte geçirdi. Ülke çapında patlak veren protestolar soncunda babası işsiz kaldı. Aile büyükleri taşınmaya zorlandı, alışveriş yaptıkları mağazalar onları kabul etmemeye başladı. Bu süreçte Bayan Henry Ruby’nin her zaman destekçisi oldu, ailesinin destekçileri de alışkanlıklarını değiştirmekten korkmayan insanlar oldu. O ve ailesinin bu kararlı tutumu ile gün geçtikçe protestocuların sayısı azaldı, ertesi sene tekrar okula gittiğinde sınıfta kendisinden başka öğrencilerin olduğunu da gördü.  Ailesi ile verdikleri mücadelenin başarı göstermesi ona daha ileriye gitmesi için cesaretlendirmişti.  

Günümüzde ırkçılığa karşı kendi adıyla kurmuş olduğu vakfın başkanlığını yapmakta ve mücadelesine hâlâ devam etmektedir. Ruby’nin bu mücadelesi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz, Through My Eyes ve Ruby Bridges Goes to School olmak üzere iki otobiyografik esere ve Robert Coles tarafından yazılan The Story of Ruby Bridges isimli biyografik esere göz atabilirsiniz. Ayrıca yönetmenliğini Euzhan Palcy’nin yaptığı, 1998 yılında gösterime giren Ruby Bridges fimini izleyebilirsiniz.

​Bu yazımın da sonuna gelmiş bulunmaktayım. Ancak bizler Ruby Nell Bridges gibi ismi birçok halk kitlesi tarafından bilinen çocuklar dışında bize fısıldayan ama seslerini duymaktan korktuğumuz, kaçtığımız çocuk kahramanların o sessiz feryatlarını da duymalıyız…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: