Beraber

Hazreti Mevlana ile başlayalım söze: “Dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur”. Dost insana gerçekleri en yalın haliyle gösterir, senin selametini ister. Senin ufkunu açar. Gönülde birlenir huzurda birleşirsin… Hal dilinde aynı şeyleri söylersin. Birine “gerçek dost” deriz, dost dediğiniz insan zaten gerçektir. O zaman “dost” dedikleriniz kimdir hayatınızda? Arkadaş mı, tanıdık mı? Kavramların mânâlarını anlamlarıyla değişmeden dostluğa kardeşliğe dair birkaç kelam edelim.

Dost sözcüğü “birini riyasız ve samimi duygularla seven her bakımdan kendisine güvenilir kimse, enis” şeklinde tanımlanmıştır. Yalansız ve samimi olmak temel kuraldır. Peki bizler neden idrak edemiyoruz dostluğun temel şartı nedir, neden yalnız ve huzursuzuz? Neden kendimizden kaçıyoruz, neden kendimizi sîgaya çekemiyoruz? Dost sözcüğü neden her insana söylediğimiz bir sözcük haline geliyor? Dostluk meselesinin kutsallığı ve yüceliği o kadar büyük bir meziyettir ki; Hz. Allah Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde “benim dostlarım var” diyor. Dost ahiret kardeşidir, kazanan ahireti de kazanmıştır, kaybeden ise ahiretini de kaybetmiştir. 

Kardeşlik nedir peki? Aynı anneden olan insanlar mı? Karındaş mı olmak gerekiyor kardeş olmak için? Gönül birliği edememiş insan aynı anneden olsa neye yarar ki… Bizler hafızası zayıf bir toplumda yaşayan, her şeyi unutan yalnız mutsuz insanlar olduk. Kardeşlik bizim ağzımıza pelesenk olmuş bir sözcük haline geldi. Birileri dostluk kardeşlik dediğinde birbirimize şüpheli gözlerle bakar olduk. Acaba ne çıkarları var insanların bizden diye düşünmeye başladık. Duygularımızı kaybettikçe körleştik, “sevgi” nedir hatırlayamadı hafızalarımız, gönlümüze inemedi bu duygunun sıcaklığı. Küçük bir çocukken bakkallarda burnumuza çalınan ekmek kokusuna karışmış çikolata paketlerinin kokusu unutuldu, masumiyetimizi kaybettik. Sevgi masumiyetti oysaki, belki de en savunmasız haliydi insanın. Dostuna en samimi halini gösteren insan da kalbini en masum haliyle dostuna emanet ediyor demektir. Kardeşliği ve dostluğu bir bütün yapan da gönüllerin taahhüdüdür. 

Dostumuza hakikate yapışır gibi yapışmalıyız. Üzüntüsü bizi sarsmalı, dostumuzun gözyaşı bizde dert olmalı, dostumuzun sevinci bizi mutlu kılmalı. Birbirine mesafe gözetmeden sesini duyurmalı, gönülleri yakın kılmalı. Safları sıkı tutup aramıza nifak sokmamalı… 

“Kişi sevdiği ile beraberdir” diyen Hz. Peygamber ebedi sürecek olan dostluğa işaret eder. Gül bahçesinde olan insanın üzeri gül kokar. Dostunuzun güzel huyları üzerinize siner. Dürüstlük, samimiyet ve en önemlisi sevgi bağları bizleri kardeş-dost yapar. Yunus Emre’nin de dediği gibi, “Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz”. Birlik-beraberlik bahçesinde dostluk meyvesini hep birlikte yiyen kardeşler olmak dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: