Ayın Kitap Önerisi&Tahlili: İbrahim Efendi Konağı | Semiha Ayverdi

Bir şehre veya bir ülkeye gittiğinizde en çok ne dikkatinizi çeker? Benim en çok yemekler ve mimari eserler dikkatimi çeker. Mesela bir tarihi konakta nasıl bir hayat yaşanmıştır; nasıl yemekler yapılmıştır, nasıl oturmuşlardır bu evlerde, bu evde çocuk olmak, büyük olmak nasıldır gibi kafamda bir sürü sorular olur. Bir şehre gittiğimde farklı ağızlar, farklı gelenek-görenekler ve farklı yemekleri öğrenmek için o şehrin insanların arasına karışmak; pazarlarında gezmek, nişan-kına-düğün merasimlerinekatılmak, cenaze törenlerinde bulunmak ve doğum mevlitlerine gitmek isterim. O şehrin insanını diğer tüm dünyadan ayıran kültürünü bilmek ve tanımak isterim.

“Kitabınihtivâ ettiği [içinde bulundurduğu] hakikatler, o devri görmemiş olanlar için birer hayal ve fantezi mahsulü sayılabilirse de, hayal, masal, mübâlağâ şöyle dursun, eksiği var fazlası yoktur. Asıl biz; efsânezannedilecek kadar muhteşem ve refahlı geçmiş o devrin son yıllarını idrak etmiş olanlar, bu yaşadığımız zamanların arkasından hayret ve ibretle bakıp rüyâ mı idi acaba, desek revâdır.” 

Kitabın Takdim bölümünün sonunda yazara ait olan yukarıdaki paragraf kitabı en güzel şekilde özetliyor. Bu kitabı okurken kendinizi İstanbul’da yani Osmanlı imparatorluğunun payitahtında bir konakta yaşarken bulacaksınız. Konakta kimler oturur, konağın çalışanları kimlerdir, bu konakta yazlık ve kışlık hazırlıklar nasıl yapılır, konakta ne gibi olaylar olur, konağın beyi ya da hanımıyla kimler konuşabilir, konağın komşuları kimlerdir, Ramazan ayı konak özelinde ve İstanbulgenelinde nasıl geçer, bayram nasıl kutlanır gibi o döneme ait bilgileri öğreneceksiniz. Osmanlı imparatorluğunun son döneminden Türkiye Cumhuriyetinin ilk dönemine doğru birden geçeceksiniz. 

Belki bu dönemi anlattığından, belki de yazarın bir dil kültürünü korumaya çalıştığından romanın dili biraz ağır. Osmanlıca kelimelerin günlük konuşmamızda neredeyse tamamen yok olduğu bir dönemin çocuğu olarak, bukelimelerin çoğunluğunun romanın akıcılığını engellediğini düşünüyorum. Romanın son yüz sayfasında bir olay örgüsüne, bir akışa kavuştuğunu da belirtmeliyim. 429 sayfalık romanın neredeyse üç yüz yirmi dokuz sayfası o döneme ait şeyleri kısa kısa yansıtırken, son yüz sayfasında sadece konak halkını anlatmaktadır.

Eşini erken kaybeden İbrahim Efendi, konağında iki kızı ve birçok hizmetlisiyle yaşayan ve Osmanlı maliyesinde yüksek bir mevkidekigörevinden dolayı geniş çevresi olan biridir. İbrahim Efendinin büyük kızı Şevkiye Hanım, paragöz –İbrahim Efendinin mirasında gözü olan- bir doktorla evlenen; uzun yıllar çocukları olmayınca bir evlatlık alan sonra da bir çocukları olan ve İbrahim Efendinin ölümünden sonra miras idaresi tartışmalarından dolayı eşinden ayrılan biridir. İbrahim Efendinin aklı biraz kıt olanküçük kızı ise Şükriye Hanımdır.Konağın asıl sahiplerinin kısa tanıtımından sonra bu kişilerin hem konakta hem de toplumda değişen hayatlarını okumaya ne dersiniz?

One thought on “Ayın Kitap Önerisi&Tahlili: İbrahim Efendi Konağı | Semiha Ayverdi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: