Perde Arkası Selamı

​Nisan da gelmişti oysa…

Papatyaları kulak arkasına sıkıştırıp, entarileri giyip, bazen üşüyüp bazen terleyip bahara aşık olma günleriydi. Günü selamlayan kalabalık sokakların kaldırımlarında yeşeren bir fidanın çiçek açma ihtimaliydi nefes almak. Oysa bilemezdik bir şiirin mısrasında sorgulayacağımızı hayatı. Şöyle diyordu Seyyidhan Kömürcü “neden eve dönmekten ibarettir hayat?..”

​Her gün işe giderken kapıdan çıktığı anda o taptaze havayı içine çekip de şükretmeyen binlerce insan bugün o şükrün eksikliğinde giderek eksiliyordur belki de. Sıradan zannettiğimiz hatta varlığını çok da önemsemediğimiz sayısız eylemin ya da nesnenin bütün ayrıntıları ile beynimize kazındığı günlerdeyiz.

​Zamanın akış hızı neydi? Unutmuştuk… 

Bir amnezi hikâyesi diyebilir miyiz bu olanlara ya da her hikâyeye yakışan bir başlık tutturur muyuz günlük niyetine?

Aldığı her nefese aklına geldikçe şükreden, sevdiği şeylere her fırsatta sarılabilen, ânın tadını çıkarmaya çalışan birisi olarak bile özlemini çektiğim şeylerin sızısı içinde yazıyorum aklımdan geçenleri. Sahi biz bize değil miyiz şunun şurasında? Pencereden el salladığım bir gece vaktinde aydınlık odalar selamımı aldı bile alamamış olanlara da günaydın niyetine bırakacağım birkaç kelâmı güzel bir kahvaltı sofrasında okuduğunuzu tahayyül ettikçe, içime en çok umut doluyor. Nitekim her şeyin değiştiği şu dünyada okumak sihirli bir değnek gibi adeta. Büyüsünü muhakkak bize de bulaştırıp, kelebek etkisini günden güne sürdürüyor. 

​Kim bilir ne zamandır bu kadar gerçek acılarla karşılaşmamıştık. Karşılaşmanın da ötesinde öznesi olmamıştık belki de. Acısını çektiğimizi zannettiğimiz sevinçlerin ya da ufak kırgınlıkların şımarıklığında geçiyordu günler. Sadece birkaç ay içerisinde insanın dünyası başına yıkılabiliyordu. Hala yıkılmayan bir dünyanız varsa inşa etmeye devam edin, bırakmayın. Bundan kısa bir süre önce Elazığ depreminde hayatını kaybeden kardeşlerimizin acıları ne kadar gerçekse bugün virüsten ölenlerin acıları da o kadar gerçek ve talihsiz. Her geçen gün artan sayılar kadar insanlığımızdan ve vicdanımızdan azalmamak için evimizde, yuvamızda, sevdiklerimizle kalalım. Çünkü onların da hayatta kalmaları için bizim onlarla kalmamıza ihtiyaçları var. 

​Bu yaşam zincirinde sen olmazsan eğer, ölüme biraz daha yakınız o yüzden lütfen elimizi bırakma. Her gün kahvaltılarda ve beş çaylarında buluşmak için sebeplerimiz olsun. Akşam yemeklerinde edilen muhabbetin tadı damağımızda kalsın. Eski albümlere saralım mesela, beraber oyunlar oynayalım. Gece olduğunda da bu defa hep beraber bir şeyler yapmış olmanın yorgunluğu ile kapatalım gözlerimizi. 

​Bilmem farkında mısın ama bu defa farklı olan bir şeyler var. İlk defa aynı acının ve tehdîtin karşısındayız. İlk defa aynı anda aynı şeyleri özlüyoruz. Belki de bazılarımız doğduklarından beri ilk defa böyle anlara şahit oluyor. Hatta sadece şahit olmakla kalmayıp dâhil de oluyor. Ve kimse kimseyi hissettiği duyguları üzerinden yargılamıyor ve yadırgamıyor. İlk defa bu kadar uzak ama bu kadar yakın kalplerimiz başkalarıyla. Hiç bilmediğimiz isimler için dua ediyor ve ağlıyoruz. Belki hiç görmeyeceğimizi bile bile aramıza yeniden dönen hayatlar adına şükrediyoruz. 

​Sizi bilmem ama ben bu günleri hiç unutmayacak kadar çok yerleştiriyorum aklıma ve kalbime. Nicedir ikisinin de aynı anda can bulduğu ve can verdiği bir zaman olmamıştı. Daha üzerine çok söz söylenebilecek bütün duyguları burada anmadan geçmek istemezdim fakat ben bir tanesini seçtim ve onunla veda etmek istedim.

​“Özlemek ölmekten sadece iki harf fazla be çocuk!” demiş ve devam etmiş Cemal Süreya: 

​“Öldüğünde ne olur bilinmez

​ama özlediğinde nefes ala ala ölürsün,

​yaşadığını hissede hissede

​kanın dolaşırken damarlarında

​bilirsin artık özlemek ölmekten sadece iki harf fazla”

Sadece iki harf fazladan sabredeceğiz, sonrası kavuşmak…

#EvindeKal

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: