Tozdan Çiçek

Selamlar! Yolun yolculuğunda yolcu olmaya hazırsak başlayalım.

Öncelikle bu yolun engebesiz olacağını sizlere söyleyemeyeceğim. Bu gerçekle sizi yüzleştirmeyi isterim. Virajlar, uçurumlar ve ani frenler olacak bu yolda. Ama dağlar, sular, ağaçlar ve kuşlar da bize eşlik edecekler. Bu yolun nereye varacağı belli ama ne kadar süreceği belli değil. O bilinmezliğin verdiği gizemli hal ise yola devam etmemizi sağlayan gücümüz olacak. Bu yol, sıkıntı anında güldüğümüz, mutluluktan ağladığımız bir yol. Bu yol, üzerinde yürüdükçe uzayan bir yol. Çoğu zaman yalnız yürümek zorunda kaldığımız ya da birileriyle kolaylaşmasını istediğimiz bir yol. Bu yol, tam da şu an içerisinde bulunduğumuz ve nefes aldığımız hayatın ta kendisi… Bu yazı vesilesiyle hayat yolunun tozunu birlikte kaldırarak sizlere eşlik etmek isterim.

Bu yolda, “O yolun yolcusu sen değilsin” diyerek yoldan dönmeniz için çabalayan insanlar olacak, oluyordur da. Taşlar döşeyecekler. Kimi zaman çiçekmiş gibi görünecek o taşlar. Ayağınıza çarpınca fark edeceksiniz taşın üstüne çizilmiş çiçeği. Dedim ya bu yolda virajlar, ani frenler olacak diye. Sizi yavaşlatmak isteyecekler. Hızlı olmak gibi bir gayeniz olmadığını bilmeyerek. Bu yola başarı hırsıyla gözünüzü boyayarak çıktığınızı zannedip aşık atacaklar sürekli. Kazanmak ve yarışmak gibi bir iddianız ve takıntınız varmışçasına. Yolda yürümenin asıl başarı olduğunu bilemeyecekler asla. Sonuca bakacaklar; kazansanız üzülecekler, kazanmazsanız sevinecekler. Elbette her insan başarıyla sona ulaşsın ister. Fakat sonunda başarısız olmanız – ki bu çok göreceli bir durum -, yol üzerindeki çabalarınızı ve tecrübelerinizi hiçe indirgemez, indirgeyemez.

Kemal Sayar Başı Sınuklar İçin Kılavuz kitabında şöyle der: “Bu dünyaya salındığında ruhumuz, daima kazananlardan olacağımıza dair bir berat mı tutuşturuldu elimize? Hem o zaman hayrın da şerrin de Allah’tan geldiğini nasıl bileceğiz? Hiç yenilmezsek dünyanın bir imtihan yeri olduğuna nasıl iman edeceğiz?”

Şuna bağlayacağım. Yukarıda örnek olması açısından sadece başarıya değindim. Misaller her yönden ele alınmaya müsait. Anne-babanız, eşiniz, sevdiğiniz, patronunuz, amiriniz, arkadaşınız, komşunuz, akrabalarınız, sağlığınız, malınız, mülkünüz, evladınız… Tüm bu saydıklarım, hayat yolunda karşı karşıya geleceğimiz, imtihanda olduğumuzu iliklerimize kadar hissettirecek olan varlıklar. İyi ya da kötü bir şekilde zuhur edecekler yaşamımızda. Peki, bu yolda bizlerin payına düşen ne? Azığımız ne olmalı?

Çok kıymetli ve değer verdiğim bir büyüğüm: “Biz bu dünyaya mutlu olmaya gelmedik. Bunu unutmazsan her daim karşına çıkan hayata hazırlıklı olur, hayatınla da tatmin olursun.” demişti. Kilit nokta tam da burası. Mutlu olmak gibi bir hırs içerisinde olmamızla hayatta sahip olduklarımıza olan şükranımız arasında ters orantı olması muhtemeldir çünkü insanı her daim bir üsttekini isteme gibi bir ruha büründürebilir. Her insan iyiyi ve güzeli yaşamak ister. O hakka sahip olmak ister. Ama kaderi ve rızkı tayin eden Rahman’a tevekkül etmek de tutunmamız gereken en sağlam dallardan biridir. Dedik ya imtihan dünyası diye. Kolaylıklar kadar zorluklar da illa ki çıkacaktır. Verenin de alanın da bir olduğunu bilmek, imtihanlar karşısındaki yükümüzü hafifletecektir. Mutlu olmayı ummaktan ve beklemekten ziyade kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de sık sık emredildiği gibi “iyi insan olmak” adına çalışmalar yapacağız. İyi insan olma yolunda yürüyeceğiz. Mutluluğa, birlikteliğe, güzelliklere “iyilik” ile ulaşacağız. Fakat bunları mutlu, başarılı veyahut zengin olmak maksadıyla yapmayacağız. İyiliğin ve iyiliği Yaratan’ın hatırına yapacağız. Hiçbir kuldan medet ummadan, takdir beklemeden… Özellikle son zamanlarda kötülük çemberinin içerisinde şaşkınlıkla donakalmışken, iyilik ile içimizi ısıtacağız. Tüm kötü niyetlerden, sözlerden ve bakışlardan iyilik adımlarıyla uzaklaşacağız. Başta uzlaşacağız ama olmuyorsa uzaklaşacağız. Bu keskin ve sert hayat yolunu iyi bir insanlıkla yaşanılır hale getireceğiz. İnsanız neticede. Şeytanın fısıltıları, dürtüleri peşimizi bırakmayacaktır zaman zaman. Kötülüğün egemen olması için çalışmaktan vazgeçmeyecektir. Ama kötülük zehrinin panzehri de tahmininizdeki gibi yine iyiliktir. Bundan sebeple kötülük ateşini, iyilik suyuyla söndüreceğiz.

Tüm bu yazdıklarımı bildiğinize yürekten inanıyorum ama bazen olur ya hani, en sıkıntılı ve çıkmaz zamanlarda hatırlayamadığımız ve fark edemediğimiz güzellikler olur. İstiyorum ki bu yolda, birbirimize hatırlatalım, yoldaş olalım. Yolun zorluğunun farkındalığıyla ama cesaretle yola çıkalım. Yolda olalım. Yolun nefes kesen keskinliğini insanlığımızla köreltelim. Her ne çıkmazda olursanız olun, bu yolda yorulduğunuzda, dayanamadığınızı her hissettiğinizde yalnız olduğunuzu hissetmeyin, lütfen. Hayat yolunda yollarımız bir yerde kesişmeyecekse ne diye varım, varız? Evet, çetrefilli bir yol. Aslında bu tüm insanlığın üzerinde yürüdüğü tek bir yol… İyiliği ve kötülüğü içerisinde barından tek yönlü yol…  Bizler ise bu yola çıkması gereken patikalarız. Bu patikalar ucu bucağı olmayan bir sona da varabilir. Ama ne olursa olsun bizim yolumuz iyiliğin, güzelliğin, adaletin ve Hakk’ın yolu olmalıdır, yoluna çıkmalıdır. İsterim ki farklı hayatlara, bakış açılarına ve fikir yapılarına sahip olsak bile hep birlikte “iyi”nin yolunda buluşalım…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: