Adı Bilinmeyen Yurduma Hoş Geldin

Benim bu hayattaki en büyük yaram ve kendimle gurur duyduğum her tablonun mimarı olan bir şey varsa yürüdüğüm her yolun sonunda ayaklarımın yara bere içinde olmasıdır. Attığım her adımda dikenler, engebeler, taşlar, çakıllar yoluma engeldir; engeldir ama vardığım yerde içime sinen her kazancın kıymetini de belirleyendir. Bana katılır mısınız bilmem ama bazı yerler keşfedilmeden; keşfedilme arzusu uyandırdıkça güzelleşir. Bazı kitapların önsözü güzel olduğu için sürükleyicidir, bazı elmalar kırmızı olduğu için lezzetlidir ve bazı yollar sırf sağını solunu çevreleyen akasya ağaçları için yürünür… Varsın o yolun sonu ayrılığa, başarısızlığa, hasrete, vazgeçilmişliğe çıksın ama bence çoğu zaman şairin de dediği gibi “yol güzel varmak değil..” diyebilmek avuntu değil zaferdir.


Peki rakamla ifade edince kulağa uzun gelen ama hatıralarda dün gibi olan bu hayat yolculuğunda biz nereye varmak istiyoruz? Yahut varmakla değil varmaya verilen emekle mi deva buluyoruz? Yolculuk boyu sığındığımız evlerde, dinlendiğimiz ağaç diplerinde, bizi kucaklayan kalplerde nefes almıyor muyuz? Yaşamak böyle bir şey değil mi zaten? Bunları okurken bana katılmayanlar olacaktır, yalnız kalabilmeyi başarmış; yalnızlığına sarılabilenlerimiz de olacaktır, yolu bitti sanıp terk edilenler, soluklanacak köşe başı bulamayıp bir duvar dibine çöküp ağlayanlar, soluklandığı yeri yuva yapabilenler de olacaktır elbette… Ancak yokuş yukarı kesilen nefeslerimizi derin bir iç çekişle kabullenip inerken manzarayı izlemek yetmez mi?


Velhasıl, bu yolu yalnız iki ayakla değil, sağlam bir yürekle, sağlıklı bir zihinle ve kuvvetli bir inançla yürüyoruz. Adımlarca uzaktan sevip sevildiklerimiz, üfleye üfleye sağladığımız yaralarımız oldu, olacak. Acısının yerini unuttuğumuz ama izinin yeni bildiğimiz ne kadar incinmişliğimiz varsa bizi biz yapar. Bize dönüp der ki “senin gücün bu yaradadır, düştüğün yerden kalkmak için kendine merhem olduğun kadarsın” ve haklıdır da. Yazımın başında yollarımın taşlı dikenli olduğundan bahsetmiştim, şimdiyse kirini, toprağını temizlediğim yolda kendimi azımsamaktan vazgeçtim. Ruhumu kemiren kalbimi sancıtan sarsılmaz acılardan geçtim. Bir dağın tepesine vardım güneşi selamladım, kendime sarıldım. Ve “sen dedim bu yolu yokuşu kendine sarılmak için geldin, hoş geldin. Nefes al, kalbini yok say; gidilen değil varılan yerlere ad verilir, adını bilmediğim yurduma hoş geldin…”İzini sürdüğümüz her hayalin gerçek olduğu yerde buluşmak ümidiyle… Yolunuz ışıklı olsun! 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: