Solarken Bile: Hz.Asiye

“Cennet kadınlarının en üstünleri Hatice binti Huveylid, Fatma binti Muhammed, Meryem binti İmran, Firavun zevcesi Asiye binti Muzahim’dir.” (Hadis-i Şerif)

Buyurun sizler söyleyin Firavun’un sarayında Musa mı yetişiyordu yoksa bataklıkta çiçek mi? Bu çiçeği özenle büyüten, gözünden sakınan, zalimlerin zalimi Firavun’dan koruyan o merhamet timsali, asalet abidesi kadın kimdi? Asiye, tarih ve tefsir kaynaklarından belirtilen şekli ile Asiye binti Muzahim b. Ubeyd b. Reyyan b. Velid…(Reyyan Bin Velid Yusuf Aleyhisselam zamanında Mısır sultanı olan ve Hz Yusuf’a iman eden kişidir.)

Bahtsızdı Asiye; Mısır, zalimler şahının eziyetleri altında ezilirken, Firavun’un o zalimin eşi olacak kadar bahtsızdı.. Peki bu bahtsızlığı ile Asiye, neler yaşadı da Cennet kadınlarının en üstünlerinden oldu ? Asiye’nin hayatının en önemli kısmını anlatmaya Firavun ile başlayalım… Firavun kimdi? Kur’an-ı Kerim’de Naziyat Suresi 24. ayette belirtildiği üzere “Sizin en yüce rabbiniz benim” diyen kişiydi kendinden önceki zalimler gibi “Ben tanrıyım” diyordu, putlara tapılan düzenin koruyuculuğunu yapıyordu.

Asiye… Onu Asiye yapan neydi? Daha önce söylediğim gibi asaleti, merhameti, kocası insanlara eziyet ederken, gönüllere ferahlık veren yönüyle Asiye, Asiye idi… Üstelik Asiye, Halkın Nil Kraliçesi idi. Kocası Firavun, âh Asiye ile ne kadar zıttı. Asiye kocasının büyük kötülüklerine rağmen imanla şereflenmiş bir kadındı, Efendimiz İslam peygamberi onu, asırlar sonra cennetle müjdeleyecekti. Firavun İsrailoğullarına cefâ çektirendi zulmedendi ve Allah, bu zulümden kurtarmak için Hz Musa’yı gönderecekti onlara. Firavun bunu rüyasında görmüştü ve müneccimler şöyle yorumlamıştı o rüyayı: “Yakında İsrailoğullarından bir çocuk dünyaya gelecek, Mısırlıların helakine senin de yerle bir olmana sebep olacak”…

Firavun, İsrailoğullarından doğan bütün erkek çocuklarının öldürülmesini emretti, Kur’an-ı Kerim’de şöyle vahyolunacaktı. “Firavun memleketin başına geçti ve halkı fırkalara ayırdı içlerinden bir topluluğu güçsüz bularak onların oğullarını boğazlıyor kadınları sağ bırakıyordu çünkü o bozguncunun biriydi.”(Kasas Suresi/4)

Hz.Musa bu şartlar altında dünyaya geldi. Annesi oğlunun, Firavun’a kurban olmasından çok korkuyordu ve Allah, vahiy yoluyla korkmamasını bildirdi, annesinin kalbine bir ferahlık verdi, Kur’an’da bunun için: “Çocuğu emzir, başına geleceklerden korktuğun zaman onu suya (Nil’e) bırak. Korkma, üzülme biz şüphesiz onu sana döndüreceğiz ve peygamber yapacağız” diye bildirmiştik.(Kasas Suresi/7)…

Asiye’nin sesi çıkmıyordu fakat laneti, içten içe kocasının zulmüneydi. Bir gün odasında otururken nehirde yüzen sanduka benzeri bir şey dikkatini çekti. Nil Nehri’nin ortasında bata çıka ilerliyordu sanduka, onu getirmelerini emretti. Dünyalar güzeli bir bebek vardı içinde. Bu bebek peygamberlikle şereflenip zulüm imparatorluğunu yıkacak olan Musa idi. Asiyeyapması gerekeni anladı. Bebeği koruyacak, sahiplenecekti. Bütün tehlikeleri göze aldı.

Firavun Musa’yı görünce deliye döndü. Fakat Asiye’yi çiğneyip geçemedi. Hz. Asiye, Kur’an’da Kasas Suresi, 9. ayette geçen ifadelerle ikna etmişti kocasını: “Benim için de senin için de bir göz aydınlığıdır o, onu öldürmeyin. Umulur ki bize yararı dokunur yahut onu evlat ediniriz.” Ve o gül o çölde yetişmeye başladı Asiye’nin himayesinde. Mucizeye bakın ki Musa olayları gören ablasının vesilesiyle kendi annesinin sütü ile büyüdü.

O görev Musa’ya verildiğinde ona ilk iman eden şerefli kadın Hz. Asiye olacaktı ama bu iman gizliden gizliye kocasından saklanan bir imandı. Kalpte yeşeren o iman gün gelince saklanamaz oldu. Firavun inananlara karşı yaptığı eziyetleri kendinden geçerek anlatırken Asiye’nin tepkileri farklıydı. Öfkeden delirdi. O, tanrıların tanrısıydı ve Asiye nasıl olurdu da bir olan Allah’a inanırdı, iman ederdi ?Asiye, Firavun’un, hilelerine, baskılarına karşı dimdik duruyor geri adım atmıyordu. Bütün bu yapılanlar onun, Allah’a olan inancını ve evlatlığı olan Musa’yı takip etme isteğini daha da arttırıyordu.

O gün, seçim günü kapıya dayanmıştı. Firavun’un tüm zorbalıkları, Mısır’ın kendisine tapması içindi. Karısı nasıl bir “başkasına” tapardı… Buna göz yumamazdı, seçenekler belliydi Asiye için. Ya Firavuna tapıp Nil Kraliçesi olmaya devam edecekti ya da bir bedeli olacaktı Allah’a olan imanının… Asiye için gilecek yol belliydi. Hazırdı bedel ödemeye, onun kalbinde Rabbi ve sevgili peygamberi Hz.Musa’ya yer vardı, sapmış Firavun’a o zalime değildi. Döndüremezdi Asiye’yi yolundan, Firavun eşinin çarmıha gerilmesini emretti. Bu işkenceden sonra o mübarek kadın büyük bir taşla ezilerek şehit edildi.

Hz. Asiye’nin; kalbi merhamet dolu, asalet timsali hikayesi de böyleydi. Hatrıma İsmet Özel’in birkaç dizisi geliyor:
“Güzel yine de güzel solarken bile
Çünkü her soluş, merhamet uyandırıyor
Çünkü merhametti önceden ona rengi veren de…”

Bu ızdıraplar Asiye’yi Allah’ı zikretmekten geri koymamıştı. Bu durum Kur’an’da şöyle geçecekti: “Allah, inanan kimselere, Firavun’un hanımını örnek verdi. Hani o, ‘Rabb’im! Katında, benim için Cennet’te bir ev yap. Beni Firavun ve yaptıklarından kurtar. Ve zalimler topluluğundan beni kurtar.’ demişti.” (Tahrim Suresi/11)

İnancı vardı Asiye’nin, rahatı ve şirki seçip canını kurtarmak seçeneğinin karşısında dimdik duran bir inanç… Firavun mu? Ona arkasından edilecek lanetlerle zelil olup gitti… Hazreti Asiye, Kur’an’da cennetle müjdelendi… Düşer mi hiç adı dillerden, dünya döndükçe..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: