Beş Harfli Koca Dünya

Herkese merhabalar. Bu seferki temayı ele alışımda biraz daha hayatın gerçek ve sert yönlerini göstermeyi amaçlıyorum. Elbette umudumuz ve iyilik için süren yarışımız devam etmekte. Fakat bunlar bizleri yaşanan acılara kör ve tepkisiz kılmamalı. Umarım istediğim amaca ulaşarak bir farkındalık oluşturmak nasip olur. Tüm önyargılarımızı, öfkemizi ve kırgınlıklarımızı bir kenara koyarak başlayalım.

Kadın. Beş harfli, içerisine dünyaları sığdırabileceğimiz bir kelime. İyisinden kötüsüne, bakımlısından bakımsızına, evlisinden bekârına, çocuklusundan çocuksuzuna, uzunundan kısasına, başörtülüsünden başörtülü olmayanına kadar mütemadiyen eleştirdiğimiz, kazan gibi kaynayan bir dünya… Politikaya, medyaya, müziğe, ellerin diline kadar sirayet etmiş bir dünya. Hele ki son zamanlarda ziyadesiyle cinayet haberlerini aldığımız 5 harfe sığdırılmış bir dünya… Kimisine göre baş tacı kimisine göre basılması ve bastırılması gereken bir nesne ne yazık ki. Bu yazdıklarımın tek taraflı olmadığını, aynısının erkekler nazarında da geçerli olgular olduğunun da altını çizerek belirtmek isterim. Bu yazımda kadını, benim zihnimdeki profil ile kaplayıp “olması gereken insan” kalıbına sokmayacağım. Son zamanlarda yeterince zıt fikirlerle ve zihinlerle karşılaşmamız hasebiyle yeterince gerildiğimizi düşünüyorum. O yüzden kadını “mülteci kadınlar” başlığı altında anlatarak farkındalık oluşturma serüvenine yelken açmak istiyorum.

Mülteci Hakları Derneği’nin 20 Ağustos 2020’de YouTube platformunda yayınladığı “Yeni Baştan/ Strength Among Us” adlı belgeseli izledikten sonra tam anlamıyla bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bu ayki temamız olan “kadın” ile iç içe olan bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Peki, bu belgeselin kadınlarla bağı nedir, neler anlatılmaktadır?

Bu belgesel, 2011’den beri vatanlarında devam eden savaş sebebiyle ülkesinden “keyfi olmadan” ayrılmak zorunda kalan mülteci kadınların yaşam mücadelesini anlatıyor. Belgeselde tanışacağınız İstanbul’da ikamet eden birbirinden güçlü 4 kadın var. Hayatlarının dönüm noktaları, acı kayıpları, özlemleri ve her şeye rağmen bitmek bilmeyen umutları ile bize öncülük edebilecek 4 güçlü kadın. Savaş ile savaş veren kadınların yaşamlarında cevabını bulacağınız soruların olduğunu hissediyorum.

Savaş içerisinde, günlük yeme ihtiyaçlarını kanalizasyon suyu ve sert bakla ile karşılayan, 3 oğlunu şehit veren ve diğer sağ kalan oğlunun da bir ayağını kaybettiği gerçeği ile yaşayan bir kadın ile tanışacaksınız. Şu cümlelerine şahit olacaksınız: “ Artık ben ve Ahmet kaldık ve Allah’ın rahmetinden başka hiç kimsemiz de yok. Ahmet’in yaşayamadığı hayatı telafi etmeye çalışsam da aile başkadır. Suriye derken boğazımda bir düğüm varmış gibi hissediyorum.” Ses tonuyla bile bize bir şeyler anlatmaya çalışan bu cesur kadından sonra bir diğer kadın, anne ile tanışıyoruz. Selamını bize bu cümleler ile veriyor: “Vatan anne, kucak. Onu kaybettin mi manasız kaldı hayat. Başka bir şey diyemem.”

Anlattıkları, gözyaşı döktükleri özlemleri ve yüreklere bir nebze bile olsa su serpecek güzel haberleri var size bu kadınların. Dinlenmeyi, tebessüm görmeyi, evindeymiş gibi hissetmeyi bekleyen insanlar var. Maddi destek için imkân yoksa manevi destek ile eşlik etmek ise bizlere düşen paydır. Vatanını, evini, ailesini kaybeden insanları bir de istenmeyen misafirlermiş gibi hissettirmeyelim. Vatan, aile, evlat özlemiyle yanıp tutuşan bu kadınların yaşadıkları, empati yapsak bile anlayamayacağımız kadar zor. Ama o zorluğun bir parçasını anlamak bile bize bir şeyleri hatırlatacaktır. Bu koskoca dünya size de bize de onlara da yeter. Sahibi olmadığımız toprakların ahkâmını kesmek bizlere yakışmaz. Sözlerimizle, bakışlarımızla ve tebessümümüzle bize yakışanı yapalım.

Diğer 2 güçlü kadınla tanışmanız da bu yazıyı okuduktan sonra belgeseli izlemeniz ile olsun diyerek yazıma devam etmek istiyorum. Bir şey itiraf edebilir miyim size? Bu acılar ile yaşayan ve umudu yalnızca Allah olan mülteci kardeşlerim yüreğimi titretiyor. Onlar için kötü genelleme yapan her insan da mülteci kardeşlerime olan sevgimi dipdiri tutuyor. Bilgi sahibi olmadan, resmi verileri göz önüne almadan, sadece medyada yansıtılanlardan yola çıkarak nefret besleyenlerin öfkesi, ben de sevgiye ve ensar ruhuna vesile oluyor. Derdim de tam burada devreye giriyor; sizleri bu hayatlar ile tanıştırmak ve yüreğinizde o iman kardeşliği bağını hissettirmek. Belgeselde tanışacağınız o 4 muhteşem kadının acılarını, gözyaşlarını, kadınlıklarını ve insanlıklarını hissedin istiyorum. Kadın oldukları için görmezden gelmeyin istiyorum. Hayat mücadelesi veren, güç timsali olan o kadınların hasret dolu bakışlarını görün istiyorum. Siz okuyucum, kadın veya erkek olmanız hiç fark etmez, tek bir ricam var sizden,sadece empati yapıp o kadınların hayata karşı duruşlarını dikkatle izleyerek fark edin.

Hülasa, kaynayıp durmaktan usanmayan o dünya vardı ya hani, dil uzattığımız, empati yapmadığımız, ırkı, dili, dini için direkt eleştirdiğimiz; acılarını, özlemlerini, pişmanlıklarını, umutlarını bilmeden karaladığımız dünyalar… Olması gereken dengeyi insanlığımızla yeniden sağlayalım. Tüm kötülüklere rağmen, dünyaları içine sığdırmaya çalışan bir kadın olarak bu yolda bana eşlik etmenizi, doğru bilgiler ile vicdani yolculuğa çıkmanızı tüm kalbimle istiyorum. Savaşla savaşmak zorunda bırakılan kadınlar ile yeniden dirilmek umuduyla…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: