Portakal Çiçeği

Dört duvar arasında kurulmuş değil yıkılmış hayaller, ucunu bucağını görmeyi umduğu yollar ve göğsünde hiç sipersiz, tüfeksiz, yalın ayak soğuk savaş cepheleri.. Beklenen bir yüz, bir gülüş, içten bir kucaklama ve bölüşmeye hazır beklenen 2 sıcak ekmek.. Allı morlu yazmasıyla “hayat” dediği kapı eşiğinde dilinde bir türkü “bugün benim efkarım var, zarım var, değme felek değme değme telime benim..” 

İşte KADIN deyince benim gözümde canlanan ve kalbimde yankılanan tasvir bu oldu. Zaten hep böyledir, üzerinde durup düşündüğüm ama içimi dökmediğim bir şeyi “hadi anlat” dediklerinde ya ona en yakın, ya en çok içime dokunan ya da en uzak ve olması gerektiği şekilde anlatmam lazım diye düşünürüm. Anlattığım biçim bu tanımlardan hangisine uyuyor inanın bilmiyorum, ki zaten hiçbir şekliyle olması gerektiği gibi -de- değil. Kadınlar, olmanız gerektiğiniz gibi değilsiniz.Kadınlar! Olmamız gerektiği gibi değiliz! Gazetelerde 3. sayfa cinayet haberlerinde; 4. sayfadaki -genelde aşağılayıcı- magazin haberlerinde ve günümüzde sosyal mecralarda ölüm, istismar, tehdit, şiddet ve acı dolu haberlerdesiniz! Olmanız gereken yerde değilsiniz (!) kadınlar..Her gün geçtiğim sokaklardan birinde yerde kan revan içinde yatan teyze, oğluna kahvaltı hazırlaman gerek ama mutfağında değilsin, manavdan domates de seçmiyorsun, olman gereken yer burası değil.. Yaz günü kollarını çeke çeke sündürdüğün o kazağı neden giyiyorsun arkadaşım? Neden yüreğinin korunu saklayamıyorken kolundaki yaraları saklamaya çalışıyorsun? Her biri komşumuz, teyzemiz, annemiz, kız kardeşimiz.. Neden..?

Biz kadınlar olmak istediğimiz yerleri, yatmak istediğimiz rahat yatakları, yaş değil kan akan gözlerimizin yeniden güleceği günleri, çığlık çığlığa yürüdüğümüz mahalle aralarında açan çiçekleri kimin insafına bıraktık? Okurken ruhunuzun sıkıldığını tahmin edebiliyorum ama ne yazık, ne yazık ki son zamanlarda kadın denince aklıma acıdan başka bir şey gelmiyor. Bazen annemin aşk dolu bakışları geliyor, gücünden ilham aldığım başka kadınlar geliyor, sevgisinin gölgesinde soluklandığım dostlarım geliyor ama hiçbiri gördüğüm duyduğum acı haberlerin ateşini soğutamıyor… Bir kadının başına kötü bir olay geldiğini duyduğumuzda (şiddet, taciz, tehdit, ölüm ve diğer tüm şeylere kötü bir olay demekten tiksinsem de) o insanlara veya yakınlarına karşı empati değil de sempati beslediğimizi düşünüyorum. Bunu açıklamaya psikolojik terminolojim yetmeyecektir elbette ama o insanları anlamak yerine çektikleri acıyı kendi başımıza gelecek korkusuyla anlamaya çabaladığımızdan “elimizden bir şey gelmiyor” düşüncesiyle savrulup üzülüyor ve korkuyoruz.. Böyle korkarak da yaşanmıyor ki..Bahçesinde portakal çiçekleri açtığı için, salonun perdesini yenilediği için, manikür yaptırdığı için, kızı artık tuvaletini söyleyebildiği için dünya önüne serilmiş gibi mutlu olan ve mutluluk saçan kadınları dünyaya sığdıramadılar… Sığdıramadık…


…Ve bir ses yükseldi Veda Hutbesi’nden “Kadınlar size Allah’ın emanetidir.”  Birçoğunuz bilirsiniz, peygamberimizin ve bir müminin en belirgin vasıflarındandır emanete sahip çıkmak, hıyanet etmemek. Kadının kıymetini bilmek ve incitmemek, gülümsemesine engel olmamak, hayatını söndürmemek(!).. işte tüm bunlar ve daha fazlası bize inandığımız tüm doğruları, inancımızı dahi sorgulatmalı bence.Bu kadar konuşup feminizm ya da başka bir düşünce/inanış olumlaması yapmayacağım. Bir dönem feminizme müthiş merak salmıştım ama sonra anladım ki bir değer yargımın veya savunduğum doğrularımın olabilmesi için hiçbir ideolojiye bağlı olmama gerek yokmuş. İnsan olmak, insanca yaşamak ve portakal çiçeklerinin kokusuyla ıslıklar çalıp şarkı söylemeyi hayal eden tüm kadınlara sarılmayı istemek yeterliymiş! Bu yazdıklarımı altını çizerek okuyorum, biz kadınlar bu dünyada sevgiyle var olduk, gönlümüzün de, gözümüzün de, dilimizin de türküsü “sevgi”dir.. İnancımızı yitirdiğimiz yerde omzumuzdan öpen sevgidir, güzelliktir. Dünyayı gerçekten iyilik kurtaracak ve gerçekten bir insanı sevmekle başlayacak her şey.. Ben yine de gözümüzün dolacağı, tüylerimizin ürpereceği, bir hınç ve şiddetle SEVİNECEĞİMİZ güzel haberleri, başarılı kadınları, mutlu yuvaları, birbirine sevgiyle bakan eşleri, sevgilileri, bahçesine çilek ekmiş ve serçelerle konuşan insanları gördükçe, duydukça inancımızın ve umudumuzun yeşereceğine eminim. Korkmuyorum, korkmuyoruz! 

Mis kokulu kadınlar, yüreğinizden öpüyorum!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: