Hep Varmış Hiç Yokmuş

Karanlık bir odada ve uzun bir gecede güneşin doğmasını beklemek gibi uzun ve sessiz oturmak bir yerde. Ne kadar içinde olduğunu, ne kadar senin olduğunu ve ne kadar orada duracağını bilemediğin yer, aşk.

Zamanın ve mekanın dışında kalışı bile zaman ve mekanla ilgili ne garip. Bir şeyin oluşu bir başka şeyin yok oluşunu getiriyor beraberinde. Gördüğümüz bize aslını yansıtmaz zaten çoğu zaman. Göz yanılması olur mu sonra bize gönül yanılması ? Aslını görmeden ne mümkün sanıların yanılsaması. Bir tür karmaşa aşk; tıpkı kelimelerin, eşyaların, havanın veya suyun bizi yanıltması kadar gerçek ve bir o kadar da lazım. Fakat biz yine bir ihtiyaçmış gibi onda da ânı kurtardık. Kurtarılan oydu ama kaybolan bizdik bu defa. Zira, nerede anılırsa aşkın adı orada hep hüzün buldu bizi. Mutlu hikayeler ondan uzaktı, alışıldık gerçekler aşkı yansıtamazdı. Ama neden ? Belki de kendi kendimizi acıtmayı seçmiştik ve adını aşk koymuştuk. Aşk bu kadar içimizdeyken biz onu neden hep uzakta aradık. Bir kutuya hapseder gibi onu karanlık bir köşede sakladık…

Hamd ederek yediğim bir yemek, kana kana içtiğim bir su, kalbim ağzımda atıyormuş hissiyle kavuştuğum uzaklar, çok üşürken giyindiğim kaban, bir dostun muhabbetine eşlik eden sıcak bir kahve, aynı yastığa her gün baş koyduğum bir eş, bir mucizeye tanıklık edercesine dünyaya getirdiğim bir çocuk, ya filizlenirse diye heyecanla toprağa ektiğim tohum, olur da bir yere varırsa diye çıktığım bir yol, hala hayattayken aldığım bir gönül, verdiğim bir demet gül; hangisi inkar edebilir aşkı. Hangisi aşabilir aşkı ve gerçeği. Ne onunla ne de onsuz dediğimiz pek çok şey değil mi zaten aşk? Aşk bir yenilgi ve ardından yeniden doğuş dostum. Puzzle’ın her bir parçası aşk. Birini birinden ayıramazsın ya hani, gözüne batar ya o eksik; aşk bu işte, bir göze batış, bir yoksunluk, eksik bir parça. Daima tamam olmayı, tamamlanmayı, bekleyen koca bir resim. Sen küçücük parçalarda ararsın onu, küçücük dünyanda kaybedersin, o sana büyük bir resim olur, o sana hayat olur, hayatın ta kendisi oluverirsin sonra. Çünkü aşk, seninle başladı seninle bitecek, ona iyi bak!

“Cihân-ârâ cihân içredür ârâyı bilmezler
O mâhiler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler”

(Yaratılanlar bu dünyanın içindedir dünyayı bilmezler, balıklar koca denizin içindeler de denizi bilmezler) Hayâlî

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: