Dört Tekerlekli Bisiklet

Kırık günler aşılıyor zaman içimize. Paramparça, dağılmış günler. Dışarıya, dış dünyaya kapandıkça içimize daha çok kırılıyoruz. Kırıldıkça cam kesiği vurmuş gibi parmaklarımıza kıvranıyoruz. Geçmişin, yaşanmışın muhasebesi hiç bitmiyor. Sanki biri elimize bir ceza kırbacı vermiş de biz o kırbacı durmadan kendimize savuruyoruz. Hal böyle olunca günler aynı sızının etrafında akmaya başlıyor. “Kötü günler bitti, şimdi sıra daha da kötü günlerde.” demeyi geçtik hep birlikte buna inanıyoruz!

Aramızda hiç bisikleti olmamış olanlar var biliyorum, bisikleti bulsa ilk bindiğinde arkasından düşmesin diye kollayacak babası olmayanlar, kaybetmiş olanlar da var. Yine de değişmeyen bir gerçek var hepimizin hayatında… Hepimiz, insan kardeşim; o dört tekerli bisikletten düşerek öğrendik büyümeyi. Bazen arkamızı kollayan birilerinin varlığından haberdar olmamıza rağmen bazen yokluğuna kafa tutarcasına. Peki, hangimiz vazgeçti tekrar bisiklete binmekten?

Ben söyleyeyim, bisikletle yıllar önce büyük bir kaza geçirmeme rağmen en büyük hayallerimden biri bir gün yeniden çok sevdiğim biriyle o gidonu tutup yarış yapmak. Kabul edelim, canımızı ne kadar yakarsa yaksın en sevdiğimiz anılarımız hep çocukluk torbamızda. Hayat bize tedbirli olmayı öğretti. Bisiklete önce dört tekerlekle binip sonra o tekerlerden birini çıkarıp sonunda iki tekerle hız yapmayı. Peki ya ne değişti dünün tecrübelerinde? Değişen biz miyiz? Yaşama karşı umudumuzu tüketen nedir? Yeniden dört tekerle başlayıp zor da olsa geç de olsa öğrenmek, yeniden başlamak kime heyecan vermez ki? Vazgeçmek kolay olan yeniden başlamak ise umudun yol arkadaşı. Bunca kelamın üzerine bir gün bir kitap ayracının üzerinde yazan “Sisifos’un Bisikleti” başlığının dikkatimi çekmesiyle tanıştığım mitolojik Sisifos karekterinin umudunuzu tazelemesi ümidiyle. Alıntıyı merak edenler içinde güzelim bir kitabı da şuraya iliştirmiş olayım: Albert Camus “Sisifos Söyleni”.

“Tanrıların, hep yeniden aşağıya yuvarlanacak olan taşı tepeye çıkarmakla cezalandırdıkları Sisifos, cezasını bilinçli olarak kabullenmiştir, tekrar yuvarlanacağını bildiği halde taşı bütün gücüyle yukarı taşır. Camus, saçma kavramını işte bu noktada tanımlar: boşuna olduğunu bildiği halde direnen insan. Yaşamın anlamı ancak, dünyanın saçmalığını ve yenilginin daima tekrarlanacağını bile bile kötülüğe direnmek olabilir, insanlığa gerçek boyutlarını ancak bu başkaldırı kazandırabilir.”

Her defasında yenileceğimizi bilerek yeniden inanmanın ve yeniden başlamanın muhteşem var ediciliğinde buluşmak umuduyla…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: