Gazap Üzümleri

Koruğa iştahla sulanan ağza gem vurma çabasındayım
Karar vermekte bütün mesele
Yapmak veya yapmamak
Ama cebri bir vazgeçiş olsun istemiyorum
Gönül rızasındaki paklığı arıyorum
Yeni doğmuş bir bebeğin ak sütü aradığı gibi
İzbe bilinçaltımdan,
terastaki ferahlığa çıkmak istiyorum
Nefes almak, daha da derin nefes almak
Rutubetten küflenmiş düşüncelere nefes aldırmak istiyorum
Gün kurusundaki meyveler gibi çürümesine izin vermeden saklamak
Rüzgara karşı yürürken,
şarkı söylemedeki azmi seviyorum
Ve daha da yükselmek istiyorum
Tevazu göstermekten vazgeçiyorum
Dünyaya tepeden bakmak, yerdekilerden uzaklaşmak istiyorum
Kuş bakışıyla izliyorum alemi ve kendimi
Ve şimdi
yalın ayak yürüyen çocuklar görüyorum
Soğuğa alışık bedenlerini rüzgara sürüyorlar
Gökdelenleri görüyorum
Betondan ibaret şaşaalı şehirleri
Ve bunların arasında
insandan beslenen mayın tarlalarını görüyorum
Karpuz bostanı gibi, özenle serpiştirilmiş mayın tohumları
Dul kadınların gözyaşlarında biten nilüferleri
Yeni gelinlerin gözlerindeki sürmeyi görüyorum
Ellerindeki kına kokusunu duyuyorum
Çocukların çığlıklarını
Mezarlıkların inlemelerini duyuyorum
Emeğin ve hakaretlerin katmanlaştırdığı, nasırlı elleri görüyorum
Bir de
Lüks ve sefahatin nasırlaştırdığı kalpleri
Gözlerdeki katarakt perdelerini görüyorum
Başlarını kuma gömen develer
İnsanın kanını emen, asalak kan emicilerini görüyorum
Bir yandan
naylon hayatlar
Çatısız damlar
Açlıktan büzüşmüş mideler görüyorum
Öbür yandan ise
Reklamlaşmış yardımlar
Yüksek bina iskeleleri
İstinat duvarları
Ve giderek genişleyen mideler görüyorum
Yükseklik tutuyor beni
Başım dönüyor, midem bulanıyor
Karaya inmek istiyorum, özüme
Başımın üstünde bir duvak gibi duran gökyüzünün altında,
kirli yüzümü saklamak istiyorum
Sağanak bir ağlayışla diz çöküp, toprağı sulamak
Beniz sürmek toprağa, bitkiye ve suya
Medet ummak, insandan gayrı her şeyden
Varlıktan gayrı her şeyden
Tek bir şeye sığınmak istiyorum
Anlamı tek, varlığı tek olana
Çocuklar edilgin bir merhamet istemiyor
Ağrılar morfine, acılar afyona teslim olmak istemiyor
Protez beyinlerin avuntusunu istemiyor yaşam
Yaşam dürüstlük istiyor
Yaşam eşitlik istiyor
Yaşam sevgi istiyor
Gerçekçilik ve duygudaşlık istiyor
Aç olanı doyurmak değil, aç kalmaktır duygudaşlık
Gerçekçilik; görmek, söylemek değil
İş, oluş, eylem yapmaktır gerçekçilik
Merak ediyorum
Niye en çok manolya, menekşe ve güller bilinir
Akasya, hanımeli ve amber de güzel kokar oysa
Gelincikler, nergisler ve kiraz çiçekleri de göz alıcıdır
Belirli cinslere olan bağlılık neden
İnsan dışında, kendini yadırgayan bir canlı görmedim
Ne bir güvercin kargayı
Ne de kartal serçeyi yadsımaz
Ve görüyorum ve anlıyorum ve söylüyorum
Kendinden utanmalı her insan
Ben çoğu kez utandım kendimden
Dünyada bu kadar savaş varken, gülmekten mesela
Bir karış vatan bulamazken insanlar
Her yeri gezmeyi istemekten utandım
Ölürken çocuklar açlıktan
Doyasıya yemek yemekten
Üşürken bedenler sokaklarda
Üstüme yorgan çekmekten utandım
Dünyada ne kadar acı varsa, ben o kadar mutlu olmaktan utandım
Gönül rahatlığıyla uyudum kimi gece
Kimi gece sabahladım düşünceleri
Kimi zaman boğazım düğümlendi, hüzünlendim
Kimi zaman aklıma bile gelmedi
Ama ben en çok, yersiz yurtsuz çocuklardan utandım
Ölüm belgesini çehresinde taşıyan kadınlardan
Cüzdanlarında taşıdıkları kabarık kaygılarıyla,
ayak mantarları hiç bitmeyen adamlardan utandım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: