Gün ve Sen

Her gündüzün geceye bir güneş borcu vardır. Üstelik bu borç, dünyanın varlığından bile önce başlamasına karşın bu zamana kadar tek bir gün bile aksamadan ödenir. Zamanın işlemesine, insanın nefesine ve doğanın yeşiline kayıtsız kalmadan dönen bu çarkın bize anlatmaya çalıştığı bir şeyler olmalı zannımca.

Sadâkat.

Fakat bu öyle karşılıklı menfaate dayalı bir sadakat değil. Yani iyiliğe karşı gösterilen minnetten çok farklı. Vazifeye sıdk olmak gibi daha çok. Her gün doğsa da, güneşin bizi aydınlatması veya bir ağacı yeşillendirmesinin kendisine bir faydası olduğunu söylemek zordur. Bundan yalnız devran nasiplenir. Demem o ki; koca güneşin her sabah vakti usanmadan bahse çabalamasını görmezden gelip aydınlanmayı bekleyen milyonlarca hayattan birine güneş olmadan bu kalımsız ömrü tamamlamak pek akıl işi görünmüyor. Hem nasıl ki şems bunu yapmakla ışığından bir şey kaybetmiyor, öyle de bizden bir şey eksilmeden bir başkasına ışık olmak mümkündür.

Mümkün olmasa ne olur ki zaten? Nihayetinde bu, mümkün kılmakla yükümlü olduğumuz gerçeğini değiştirmez. Zira dünyanın evveliyatı kadar ömrümüz olmasa da en az güneş kadar borçluyuz bizde. Ne zaman ki “Elestü bi rabbiküm” sorusuna “belâ” dedik, o vakit borçlandık işte.İki sokak ötede dost bekleyen Latife teyzeye de, kıtalar ötesinde su bekleyen çocuğa da borçluyuz. Ama bir çift söz, ama bir damla su. Elimizin yettiği yerde değil yalnız, ufacık bir yetme ihtimali dahi olsa o karanlığa ışığımızı borçluyuz.

En çok da sadâkat borçluyuz.

Dünyaya değil, yaratıcısına; yaratılışımızda saklı manaya, o ilk feryatla gelen vazifemize sadâkat borçluyuz. Kâlû Belâ’dan bu yana vazifeye sıdk olmakla yükümlüyüz. O vazife ki insanlık vazifesidir; insan olmak ve ziyadesiyle insan etmek. Bir yerlerde ürkülüyorsa bomba seslerinden veya ağlıyorsa bir anne bi lokma için işte oraya el uzatmak bize nefes almak gibi doğaldır ve ihtiyaçtır. Üstelik bu lokma bekleyenin değil, verecek olanın ihtiyacıdır en çok. Tüketmeye gelmediğimiz aşikâr iken insan vermekle insan olur demek yanlış olmaz ya!

Sadıklardan olmak, dirilişe ulaşmak ümidiyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: