İş Başa Düştü

Denge demişken; ne garip değil mi? Milim şaşsa yerle bir olacak incelikle işlenmiş şu sonsuz kainatı görmezden gelmekte ısrar edip ufacık hayatlarımızda bir türlü dengeyi tutturamayışımız… İnsanoğlu işte, bir yerden yaparken bir yerden bozuveriyor ekseriyetle. Peki, bu insan oluşumuzun mu bir parçası yoksa “hatasız kul olur mu yahu?!” bahanesine sığınmak için oluşturduğumuz bir düzmece mi? Bana öyle geliyor ki; fıtraten düştüğümüz her yanılgıdan güç alıp, “Demek ki bazen de böyle olabiliyormuş.” diyerek gerektiğinde kasıtlı bozduğumuz düzenleri kader diye yaşayıp gidiyoruz. Ah bir hatırlayabilsek; aklımıza estiği yöne savurup durduğumuz hayatların, hayatlarımızın bir hesabı olduğunu. Hatırlayabilsek diyorum çünkü her halimizden belli unuttuğumuz. Yoksa insan böyle rahat bozguncu olabilir mi? Çünkü evvela bizi bekleyen bir terazi var hatırlamamız gerekenler arasında. En çok da bundandır kendisi bozulsa dahi canhıraş toparlamamız gereken tüm dengelerin kıymeti. Zira her şey yerli yerince verilir bize Allah’tan, ya bozarız veya da bozarız. İlla ki bozuyoruz anlayacağınız. Bir arada yaşamayı dahi beceremedik sonuçta kaç yüzyıldır. Bir yanda çocuklar katledilirken dünyanın diğer bir yanında kuş sütüyle beslenebiliyor. Bu gerçekliği ne yüzle teraziye çıkaracağız düşüncesiyle bile kapkaranlık olur ruhumuz. Mizana kabul edilmesek yeridir zira.

 

Öte yandan “Acaba tüm bu dengesizlikler olabilir mi bizi esas dengede tutan?” diye düşünmeden de edemiyorum. Belki de insanın kendi iç muhasebesini yapabilmesi içindir öyle değil mi? Hem bize dengesizlik gibi gelse de şöyle bir kafa yorduğumuz vakit; “ Eee, her şey iyi olsa iyi tarafı, kötü olsa kötü tarafı ağır basacak terazinin, denge bunun neresinde ki?” demez mi insan? Kaldı ki kötüyü görmeden iyinin kıymetini anlamakta pek mümkün görünmüyor. Başta isyan edecek gibi olduysam da hayatın düzenine, çok sevdiğim bir büyüğümden duyduğum “ Bir gün gülüyorsak bir gün üzülüyoruz, işte böyle tüketiyoruz ya zaten ömrümüzü, hayatın kuralı bu!” cümlesi beni bir de bu açıdan bakmaya meylettirdi.

 

O halde, denge, iki türlüdür diyebilir miyiz? Bir, hayatın kendi hesaplarıyla çarklarını döndürdüğü, dağılmadan, bozulmadan kurduğu fakat bizim kavrayamayacağımız kadar karmaşık olan düzen, bir de  insanın kendi iradesiyle kurduğu, kendi terazisine hazırladığı anlaşılması pek kolay olan basit düzen dengesi. Hal böyle olunca koca hayatın düzeninden ödün verip bizlere uymasını beklemek ahmaklık olur; çok açıktır ki onun dengesi bir parça şaşsa yerle bir olur arş-ı âlâ. Biz mi? Biz her gün ayrı bir düzen kursak etkileyemeyiz bu ilahi dengeyi. Hesap günü geldiğinde ise yalnız irademizle sahip olduklarımız gösterir kıymetimizi. Ha, unutmadan; bu terazinin kesesi eşitliği ölçmez. İlahi dengeye muvaffakiyetimizi ölçer. Öyleyse hesabımızı ona göre yapalım.

 

Dünyada ki hesabı ebediyete uyanlardan olmak umudu ile…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: